Salı, Haziran 08, 2010

ah be kebelek!

sen ne avare adamsın (erkek biliyorum) da gecenin bi vakti bissürü sınavı olan bi insanın penceresinden içeri giriyorsun? arkadasım ibne misin bi de utanmadan gelip yatağıma konuyosun? 




seni bilmiyorum ama benim birtakım sorumluluklarım var tam dalmısken communicative competence'a geldin bütün dikkatimi dağıttın, bi de bu kibirli tavırların yok mu gidip sırıngaya bal koyup önüne damlatıyorum yüzünü kırıstırıyosun, çikolotamdan uzatıyorum kafa sallıyorsun ne ayaksın lan kebelek?




döneledin durdun odada, artislik olsun diye girdin o cayır cayır yanan gece lambasının icine, sonra iki büklüm kaldın, eh atalarımız bosuna konusmuyo ( buraya cok havalı bi atasözü bilen söylesin yazıcam) 


öldü sandım, sırf ölüye hürmetten masanın üstünde tuttum, arkandan dualar okudum, ama sen ne yaptın, sabah sabah vırr vırr gene o lambanın etrafında, kardesim zorun ne?


ah be kebelek, güzel bise (hani olur ya renkleriyle göz kamastıran) de değilsin ki seni kurutup kebelek koleksiyonumun baslangıcı yapıyım, yok tamamen düz adam...  neyse biraz sonra sana yine bal ikram edecem yine yüzünü burusturursan senin ağzını yüzünü kırar yağmurda dısarı salarım bak söylemedi deme.